Manifesto

Yeni bir tür olarak kendini tanımaya, anlamaya çalışan küçük bir insan topluluğuyuz biz. Belki seninle aynı iş yerine gidiyoruz, aynı pazardan alışveriş yapıyoruz. Belki bir durakta denk geldik, sana selam verdik. Ya da sokakta göz göze geldik. Gülümsedik biz ama sen bakışlarını çevirdin.  

Yüzeyde çok bir farkımız yok aslında. Biz de para kazanmaya çalışıyoruz, ev geçindiriyoruz, zaman zaman sevmediğimiz işlerde çalışıyoruz, hata yapıyoruz, hastalanıyoruz, kilo vermeye çalışıyoruz, sosyal medyayı kullanıyoruz... 

Harika bir festival alanında pet şişelerimizi yere atmıyoruz. Hayvanlara kötü davranmıyoruz, doğayı kirletmiyoruz. Başkasının sevgilisine yan gözle bakmıyoruz, insanları kırmıyoruz, son çizgi için arkadaşlıklarımızı bozmuyoruz, hep daha fazlasını kovalamıyoruz, olanla yetinmeyi ve en önemlisi paylaşmayı biliyoruz. Bize yapılmasını istemediğimizi gerçekten de başkalarına yapmıyoruz. Evrensel bir adalet kanununa inanıyoruz çünkü. Kendi dürüstlüğümüzü bozmak istemiyoruz.  

Aslında tek derdimiz özümüze dönmek. Unuttuklarımızı hatırlamak. Bir zamanlar sahip olduğumuz o engin kainat bilgisine yeniden dokunabilmek. Biz aslında eve dönmek istiyoruz. Evin neye benzediğini bilmiyoruz ama en azından doğru yolda olduğumuzu biliyoruz. Zaten bunların hiçbirini bir şeyi keşfetmek ya da bulmak için de yapmıyoruz. Sadece doğru bildiğimiz yöne doğru hareket ediyoruz. İçimizdeki sesi dinliyoruz. Biz aslında kendimize inanıyoruz.  

Okuduklarının bir kısmının sana tanıdık geldiğini biliyorum. Sen de kendini arıyorsun. Kendi gerçeğini bulmak istiyorsun. Aslında senin için neyin doğru neyin yanlış olduğunu çok iyi biliyorsun. Sen aslında her zaman biliyorsun.  

Sadece bildiğini unuttun. Zamanla bunu hatırlıyorsun. Parça parça kaybolan, ayrılan bütünleri yerine koyuyorsun. Anlamlandıramadığın, ötelediğin, reddettiğin tanelerini yeniden kucaklıyorsun. Kendini tanıdıkça daha da çok seviyorsun. Güçleniyorsun, evriliyorsun. Hayır demeyi öğreniyorsun.  

Sonra kendini akışa bırakıyorsun. Ama okuduğun son kitap sana öyle yapmanı söyledi diye değil. Yoga hocan ‘’Kafana her şeyi çok takıyorsun. Biraz sal kendini.’’ dedi diye değil. Başka türlüsü artık mantığına ters geldiği için, mümkün olmadığı için salıyorsun. Plan yapmanın, hesaplamanın, kurgulamanın bir anlamı olmadığını bildiğin için kendini boşluğa bırakıyorsun.   

 

Ve uçuyorsun. 

Önceden seni sarsan, üzen, ağlatan durumların içinden süzülerek geçiyorsun. İsyan etmiyorsun, karşına ne çıkarsa kabul ediyorsun. Durmayı ve olmayı öğreniyorsun.  

Yeniden doğuyorsun. Perdenin arkasındaki gerçekliği sadece bir anlık da olsa görüyorsun. Plato’nun mağarasından yüzünü bir saniyeliğine de olsa geriye çeviriyorsun. O da bildiğini sandığın, bir zamanlar gerçek diye sorgusuz sualsiz inandığın her şeyin yerle bir olmasına yetiyor zaten. Sadece tek bir anda. Bir devir kapanıyor. Sadece tek bir anda tüm gerçeklik değişiyor. Ve sen ilk gerçek nefesini alıyorsun. Ardından gelen izlemeye doyamadığın sonsuz bir gün doğumu. Emsalsiz bir gökkuşağı.. 

İki farklı dünya var artık. İlk başlarda biraz bocalıyorsun. Hangisi gerçek, hangisi geçerli olan? Eski düzen hala tüm güç devam çünkü. Aydınlandın ama sabah kalkıp işe gideceksin belki. O plaza artık bir kafes sana ama kiranı ödemen lazım beş gün sonra. Yaptığın iş yağmurun altına çimleri sulamak kadar anlamsız. Patron hala patron ama. Yemek hala parayla..  

İki farklı düzen var artık. Eski ve yeni. Yeni düzende müzik var, sevgi var. Birlik beraberlik, dokunma, anlama, hissetme, paylaşma var. Kadın ya da, erkek yok. İnsan olmak var. Sarılmak, beklentisizce, korkmadan ‘‘Seni seviyorum.’’ demek, dans etmek, hareket etmek var. Sonra fark ediyorsun ki hava bedava.. Nefes bedava.  

İşte buradan başlıyorsun. Hayal kuruyorsun ve önce şaşkınlıkla sonra kararlılıkla kurduğun hayallerin gerçekleşmesini izliyorsun. Ekmek kırıntılarını takip ediyorsun ve ufak ufak eski düzene veda ediyorsun. Önce kendini sonra kendi gerçekliğini değiştiriyorsun. Yaşamaya başlıyorsun. 

Biz kimiz? 

Her şeyin mümkün olduğuna inanan, hayal güçlerini fütursuzca kullanan, evrenin işleyişine güvenen dreamer’larız. İçimizdeki iyiliği dışarıya yansıtmayı bilen, gözlerinin içi gülen, aydın ve aydınlık, güzel insanlarız biz. Özgün kahkahaları ile evleri sokakları çınlatan haylaz çocuklarız.  

Çiçeklerle konuşan, bitkilere hayran, hayvanlarla anlaşan paganlarız. Ay ışığında dans eden, dilek dileyen cadılarız.  

Yeni düzenin öncüleriyiz biz. Kendi davranışlarımızla, yaşayışımızla, aldığımız kararlarla örnek arayanlara örnek olmak görevimiz. Çıkmazda olanlara ilham vermek. Ve tabii ki sevmek.   

Bir devrim geliyor sevgili dostlar. Bildiğiniz ya da anladığınız türden bir devrim değil. Eski dünyanın kavramları ya da sözcükleri ile anlatılabilecek türden bir devrim hiç değil. Biz de bu devrimin içinde kendimizi bulmak ve yol arayanlara yol göstermek için var olan her şeyiz. 

 

Tüylerimiz diken diken, kalplerimiz küt küt, bağıra çağıra, büyüyerek, katlanarak yol alıyoruz.  

 

Ve geliyoruz. 

İŞTE O EKİP

© 2023 by House of Keto. Proudly created with Wix.com